Sayfalar

27.5.09

Kravatlı Yaratıcı İnsan Olmak ya da Olmamak

Yenilik ve yaratıcılık üzerine yazmak isterken bu fikrimin daha önce başkaları tarafından kullanılmış olabileceği olasılığı tüm hevesimi alıp benden uzaklaştırırken yine de şansımı denemekle bir şeyler kaybetmeyeceğimin farkına vardım. Bana bu konuda kafamda ampul yakan olay ise anlık gelişen olaylar karşısında verdiğimiz tepkilerin boyutu oldu. Buna ise anlık “ilham” diyoruz. Bu yazı bile anlık ilham sonucu hatta facebook ‘ta gezinirken gördüğüm bir video sayesinde kafama “dank!!” etmiştir.

Farklı olmak ve başkalarına benzememeye çalışmak üzerine yönelmiş bir dünyada yaşıyoruz. Herkesin algıları farklı. Sınırlar çok keskin değil ve kimseyi yargılayabilecek durumda da değiliz bu yüzden. Artık doğruluğundan çok da emin olamadığımız gruplara üye oluyor (facebook), kaynağını bilmediğimiz haberlere inanmak istiyoruz. Araştırmanın üşendirici yanı kimi zaman bizi kolayca sınıflanmamızı sağlıyor. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay diyoruz. Bunun en büyük örneği de bence yanlış bilginin bile ne hızla yayıldığını görmektir. Herkes istediği gibi yaratıp, istediği şekilde oynayabiliyorsa doğru kimin umrunda?

Şartlanmışlıkların yaratıcılığımızı öldürdüğü bir gerçek. Alışkanlıkları terk etmek kolay olmuyor. İnsanları yeniye teşvik etmek, onları bilmedikleri bir sokağa sokmak gibi. Köşeyi dönünce pembe bir ev ve şirin bir saksı göremeyebilirler. Ya görürlerse?

Şirket kültürü denir. Dış dünyadan bağımsız gelişir büyür. Tartışılamaz boyutta katıdır. “Burada işler böyle yürür..” mantığını benimsemeniz istenir sizden. Alışıp alışmamak sizin tercihiniz. Bazen karşılaştığınız sorunlar öyledir ki bundan daha kötü olamaz herhalde deyip çaresizce tüm seçenekleri değerlendirmek istersiniz. Yeni girdiğiniz bir işte de durum böyle olabilir. Sizi işe alırken yaratıcılığınızla alakadar gibi davranıp “hımm yenilikçi ve araştırmacı bir genç…” dediklerinde siz zannedersiniz ki bir parmağınızla her şeyi değiştirebileceksiniz işe girdikten sonra. Oysa doğru iş, doğru pozisyon ve doğru bir yöneticiniz yoksa yaratıcılığınızı kaybetmemek için kariyeriniz için köklü kararlar almanız gerekecektir. Farklı bir yola girmenin zamanı gelmiş olacaktır yoksa sizi siz yapan özelliğiniz ortadan kalkacak ve siz başarızı bir yöneticinin altında sıradanlaşmış olacaksınız.

Bilirsiniz insanın kendini rahat hissetmesi belki de birçok konuda başarıya ulaşması için ilk şarttır. “Aman heyecanlanma..” demelerinin de sebebi budur. Çünkü ancak başarılı bir insanı yolundan çıkarabilecek, onun sahip olduğu bilgiyi yönetmesini engelleyecek tek şey vücudun dümenini ele geçirmektir. Beyin artık sizin kontrolünüzde değilse işte o anda ne kadar çalışsanız da heyecanınız sizi etkisi altına almaya başlar.

En yaratıcı olduğumuz anlara bakıldığında ise bu rahatlığı ve doğallı görebilirsiniz.
“Hadi espiri yap bize. Güldür bizi Hasan. Şakacı çocuk Hasan.” dendiğinde, Hasan ‘nı kurtarabilecek tek şey ezberinde olan bir fıkrayı anlatmaktan başka bir şey olamaz.

Doğallığın sempati görmesinin en büyük nedeni de budur işte; istemli olarak yapmanın zor olduğu şeylerin ortaya çıkmasıdır. Bir odada toplanıp pazarlama departmanındaki çalışanların kafa yormasının yaratıcılık kabiliyetleri sınırlıdır bu yüzden. Toplantı masasında kimse istediği gibi rahat olamaz ve siz iyi bir performans elde edemezsiniz. TEB ‘ de güvenlik görevlisinin “molalı kredi” fikrini bulması tamamen doğallığın bir ürünüdür. Oysa biz gençler özgürken yaratıcılığımızla gurur duyup işe girerken üzerimize geçirdiğimiz kravat bizim ilham perimizi öldürüyor. Bunu yaşatan şirketler ise dünya lideri oluyor. Apple örneğinde olduğu gibi. Onu da bir sonraki yazı konuşuruz(:



0 yorum:

Yorum Gönder