Sayfalar

6.6.09

Sipariş Veremeyen Adamın Dramı-1

Sevgili dostlar bugün sizlerle sipariş veremeyen adamdan bahsedeceğim. Kendisi tüm ısrarlarımıza karşın yüzünün gösterilmemesini ve röportajımız sırasında kamera ve fotoğraf makinesi gibi görsel araçların kullanılmamasını talep etti. İlk bakışta bu tavırlarından “ukala” izlenimi verse de kendisiyle zaman geçirdikçe aslında bambaşka bir insanla karşı karşıya olduğumuzu gördük. Gördük diyorum çünkü bu sohbettin bu dereceye kadar gitmesinde emeği olan, bana Türk edebiyatına ve mizahına katkıda bulunma fırsatını veren değerli dostum, Geyikzör ‘ün espiri hızıma katkısını görmezden gelmek mümkün değildi. Kendisi katalizör göreviyle dakikada ortaya attığı ortalama espiri pası 3’tür. Çevre şartları müsaitse ve dişi sayısı optimumsa bu pasların gol olma oranı yüksektir. Fırsatları değerlendirmek gerek.. Eee tabii..

Sohbet ben, Geyikzör ve sipariş özürlü adamla gerçekleşmiştir. Şans eseri hava bulutlu yerler yapraklı ve gökyüzünde hüzün vardır. Bu üç adam başlarına gelecekleri nereden tahmin edebilirlerdi ki.. Edemezlerdi işte. Peki öyleyse konuyu kahramanımızın ağzından dinleyelim.

Sınav dönemiydi. Zaten ne zaman değildi ki? Her hafta sınav olan bölüme sövşem ve yine sövşem ne değişirdi ki? Bulutlu ve kapalı bir güne uyanmıştım. Akşam izlediğim filmin etkisinde kalmış olabilirdim belki, çok yorgun hissediyordum kendimi. Tüm ev halkı çoktan güne başlarken ben mutfakta güzel bir kahvaltı ümidiyle ağır adımlarla banyonun önünden geçip mutfağa doğru süzüldüm. Haberler iyi değildi ve banyoya yönelip neler yiyebileceğim konusunu düşünmeye başlamıştım.

Bugün becerikli erkek havamda değilim ve o zaman giyinip dışarıda bir şeyler yemeliyim dedim. Sınav gecesi ben de her normal öğrenci gibi sıradan bir sınav öncesi sendromu yaşamayı çok isterdim. Beceremedim..

Karnım açtı ve bugün bir farklılık yapmalıyım dedim. Daha önce hayatımda sınava çalışmadığım çok olmuştu ama sınav öncesi hiç dışarıda kahvaltı yapmadığım gibi beni hayata bağlayacak iki kafadar arkadaşımı daha ekleyerek moral kazanmayı umuyordum. Sınava çalışmayan öğrenci için diğerlerinin de çalışmaması sınavdan 100 almasında daha çok keyif verecek bir durumdur.

-Abi hiç çalışmadım. Dün Ece aradı on saat konuştuk. Yedi beynimi..
-Abi dün proje ödevini bitirmek için çok kastım. Tam sınava çalışmaya başlarken uykum geldi. Erken kalkıp çalışırım dedim; sabah sınava zor yetiştim..

McDonald’s ‘ın ( kaç tane “ın” oldu böyle?) sabah kahvaltısı zımbırtısını denemek istedik. En yakın konumda McDonald’s olması da bizi bu yöne itti. Yoksa güzelim kahvaltılıklar dururken McDonald’s ın kahvaltısına kalmadık.. Ayrıca yemişim McDonald’s ‘ın kahvaltısını...

İçeride gsm canavarlarının henüz olmaması çok normaldi. Saat henüz erkenken yavrucaklar okul yolundaydılar. Gsm canavarlırının olmaması içerisinin kalabalık olmadığı anlamına gelmiyordu elbet. Hayatlarına bir farklılık katmak isteyen 50 yaş üstü teyzeler de sarı McDonald’s peyniri yemek için can atıyorlardı elbette. Bekar 30 yaşlarına yaklaşan çalışan erkek profili de içeride oldukça hakimdi. Hal böyleyken biz sırıtıyorduk içeride. McDonald’s ‘da kendimi yabancı gibi hissedeceğim hiç aklıma gelmemişti.

Siparişimizi vermeye hazırlanırken birden bir ses duyduk…

0 yorum:

Yorum Gönder