Sayfalar

31.10.08

Hoop N'luyoruz! (Fiş)

Küçüklüğümden kalma bazı korkularım vardır! Bu konuda yalnız olduğumu düşünmesem de konuyu üstlenip birinci ağızdan yazıyorum. Ben korkutuldum, tehdit edildim ve arkamdan ağlayan yemeğime üzüldüm!...

Bugün yolda yürürken arkadaşıma sordum: “Olm lan, fiş diyince ne geliyor aklına?”
Cevap beni şaşırtmadı: “balıııııık…” Bu cevabın Beşiktaş balıkçılar çarşısından az önce geçmemize bağlıyor, kartal heykelinden sağa sapıp yolumuza devam ediyorduk…

Şimdi reklamlar, yazımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.Bizden ayrılmayın!

“Patavatsız” dergimiz yeni bir yapılanma içinde. Yeni yüzler, yeni sesler yeni format… Tazelenmenin vermiş olduğu heyecan bambaşka… Web sayfamız değişirken – ki kendileri şuanda yapım aşamasındadır (: - biz yazmaya ara vermiyoruz. Ekip olarak konuştuk tartıştık ve sıradaki sayı için konsept konumuzu “Fiş” olarak belirledik. -Önümüzdeki dönemlerde konseptin belirlenmesinde sizler de rol oynayacaksınız. –

***

Ödevini yapmayıp televizyon izleyen çocuktum ben. Yıllar yılı huzurlu televizyon izleyemedim, korkutuldum! : “Hemen kalk onun başından bak çektirtme bana fişini!”

Neden stand by düğmesine basmaya gelinmiyor? Neden “Bastırtma bana onun tuşuna” ya da en basitinden “Kapatırım televizyonu kalk hemen oradan!” söylemi değil de fişi çekme tabiri kullanılır? Fişi çek bitir! Acizliktir bu. Yasakçı zihniyet!

Ben hatalıyım kabul ediyorum ama ödevini yapmış uslu akıllı kardeşimin televizyon izleme hakkının elinden alınması ve kardeşimin mağduriyeti! Ödevimi yapmadım, suçluyum ve televizyon izlemeyi hak etmedim. Çözüm televizyonun o akşam tamamen kapalı tutulması mıdır yoksa benim odama geçip ödevimi yapmam, akıllı uslu kardeşimin de televizyon izleyebilmesi midir?

***

Öğrencilik hayatımda hep bahçesi geniş, futbol için elverişli alana sahip okullarda okudum. Lisenin ilk yılında üstümde ceketimle başladığım futbol maçları, gömleğimin yaka bağır açık halde olduğu, kravatımın benim kravatım olmadığını farkederek, merdivenleri koşturup çıktığım, öğretmenden önce derse girme çabamla son bulurdu.

Aslında bu kadarla bitmiyordu ve sanırım ben ciddi bir detayı atladım. Okulumuzun bahçesi otopark olarak kullanılır, otoparkta öğretmenlerin arabaları olduğu gibi dışarıdan da araçlar ücretini ödeyip okulumuzun onlar için sunduğu alana yerleşirlerdi! Kitaplarımızı ücretsiz verebilen yöneticilerimiz, okulumuza gerekli maddi desteği vermediği için, kendileri mitinglerde şovlarını yaparken, bizler okullarda müdürümüzle arabalara top çarpmasın ve okulumuzun gelirlerine engel teşkil etmeyelim diye tartışıyorduk. Burada top oynamak yasak! İşin “burası” da okuldur!

Topunuzu keserim! Fişinizi çekerim! Topumuz kesildi yenisini aldık. Müdürümüz bize söz geçiremediği gibi bizler de oyun oynama hakkımızın farkındaydık. Biz oynadık, müdürümüz biz oynadıkça güzelim odasından ayrılıp bizi ziyarete geldi, geldi, geldi …

Fişi çekmek sorunu çözmedi!

Şimdilerde ise “asarım keserim” söylemleri yükseldi. Bizler ise “hoop noluyoruz?” diyince “Neyse acelesi yok, siz biraz düşünün, benimseyin, biz sonra asarız!” şeklinde cevap alıyoruz. Nabız yoklaması buna denir!

Fiş çekilince ben dersimi çalışmaya giderim ama geride mağdur kardeşimi bırakacağım. Fiş çekilirse ben sesimi çıkarıp, cepheme geçip kendimi savunacağım. İkisinde de bir toplum yara alacak. İkisinde de sadece bir kişinin istediği yapılmaya çalışılmış olacak ve her zaman içinde bir kayıp barındıracak. Sorunlara yaratıcı çözüm değil, düşünemeyen insanların yöntemiyle çözüm aranmaya çalışılacak ama sorun çözülemeyecek!

Not: Son olarak; Blogger ı da kapa ama unutma top bitmez, yenisini alırız ama senin itibarın nerede kaldı onu bilemeyiz!

0 yorum:

Yorum Gönder