Sayfalar

20.3.10

Erman Büyüdü ve Web Dönüştü

Düşündüm de ileride başarılı bir adam olursam ve insanlarda geçmişime dair bir merak uyandırırsam kendi ağzımdan dökülen sözcüklerle güvenilir bilgiler vermeliyim. Özellikle bu sözcükleri 22 yaşında, ömrünün en güzel zamanlarından biri olan üniversite günlerinin sonlarına doğru ilerleyen biri olarak yazıyorum. Kim derdi ki şimdi bu "biri" ileride tez konusu olarak "Pazarlama ve Sosyal Medya" konusunu seçecek.. Bu yazı bir tez konusunun seçim sürecini içermektedir...

İlk bilgisayarıma 1998 yılında sahip oldum. Henüz 10 yaşındaydım ve 6 yaşındaki kız kardeşim ile bilgisayarı keşfetmek üzere yarışırdık adeta. Babamın öğretmen olması ve bilgisayarın evimize girmesi yakın ilişkilidir. Bilgisayarın yapabilecekleriyle babamın işleri daha kolaylaşacaktı. Babam hem kendisi için ve daha çok kardeşimle bizim için biran önce bilgisayar almak için çabalamıştı. İş hayatında kullandığı daktiloyla harikalar yaratan annem için klavye tatsız tutsuz bir çorba giyidi sanki. Annem daktilonun sesine mi aşıktı bilemiyorum ama klavye kullanmaktan önceleri pek hoşlanmamıştı. Daha sonra mecburen alıştı (:


İnternet var mı? Bilgisayar var mı? Net var mı?
O zamanlar birçok insan bilgisayarı oyun aracı olarak görürdü. Artık ateri salaonlarına gitmeye gerek kalmayacak, tv'ye bağlanan oyun konsoları zamanla gözden düşecekti. Hayatınıza yeni giren bir aletin yapabileceklerini ilk bakışta kestirmek oldukça zordur. Bunun için basit söylemlerle tanıyorduk bilgisayarı. Oyun oynayabilecek, müzik dinleyebilecek, yazı yazıp kaydetebilecek ve ders çalışabilecektik. İngilizce öğrenmek için de faydalanabileceğimizden bilgisayar almak için fazlaca nedenimiz vardı. Hiç unutmuyorum o zamanlar babam İngilizce CD seti almıştı. 12 cd den oluşan set şimdi bile işime yaramakta.


Müzik dinlerken aynı anda resim de yapabiliyordum

O dönemlerde bilgisayarın aklımda en çok yer eden mahareti çoklu işlemi becerebilmesiydi. Kulaklarımda hala çınlanan sestir bu. Windows gelmişti ve resim yaparken müzik de dinleyebiliyorduk. Bu harikaydı!

O dönemler MS-Dos vardı (: Bilgisayar kursuna başlamıştım ve garip garip terimler girip klasör açıyordum, kapıyordum. "Dir" denen garip şeyler vardı. İlk günden sonra daha devam etmedim. Farkettim ki kendim bilgisayarı daha iyi öğreniyorum ve benim gördüğüm bilgisayarla kursta gördüğüm şeyler çok farklıydı. Kurs gereksizdi. Kursata anlamsız şeyler öğrenirken evde ben müzik dinlerken aynı anda resim de yapabiliyordum. Byte ve 10001010 gibi bilgisayarın temeline inmek anlamsızdı benim için. O zamanlardan belliydi ben yazılımcı olamazdım. Şu bir gerçek, bilgisayar benim oldukça ilgimi çekiyordu.

İnternet cafeler ardı arkasına açılırdı, oyun salonlarıydı aslında. Büyükler de chat için gelirlerdi. Yaşıtlarım oyun oynarken benim aklımı en çok yoran şey bilgisayarların birbirine bağlanabilmesiydi. Bilgisayarlar bir birine bağlı denirdi. Bu sayede çok kullanılıcı oyunlar oynanabiliyordu. Half life oynardım ben de. Oynarken hep şunu düşündüm, evde bir bilgisayar daha olsaydı internet cafeye gitmeme gerek kalmazdı. Hiç bir zaman oyun meraklısı olmadım. Ama bilgisayarların bir birine bağlanmasıyla aynı sanal ortamda arkadaşımla yer alabilmek ve hatta başka şehirdeki biriyle aynı oyunu online ortamda oynayabilmek benim için anlaşılamaz biçimde muazzamdı.


İlk web sayfam..

İnterneti o zamanlar tarif etmek benim için ulaşılamaz bir mutluluktu. İnternete Erman Akdeniz yazıp koyabilirsem, bunu dünyadaki herkes okuyabilecekti. Bu anlatması güç, ama hayal gücümü kullanabileceğim sınırsız bir özgürlük sunuyordu bana..

Oyun oynamak beni tatmni etmiyordu. kendi web sayfamı açıyor olmak o yaşlarda en büyük isteğimdi. O zmanalr bu isimlere pek alışık değildim ama "hosting, domain" gibi şeyleri fark ettiğimde bu işin para gerektirdiğini fark ettim. Daha sonra Mynet'in ücretsiz sunduğu servisi vardı. İlk web sayfamı Mynet'ten açmıştım. O zamanlarda HTML öğreniyorum. Bilgisayar dergileri alıyorum. HTML ve Asp akleri olanlara özellikle dikkat ediyorum. Büyük sitelerin html kodlarını inceleyerek kendi sayfama uyarlıyordum. Kodları çalıp çırpıp geliştiriyordum. Web sayfama giren online ziyaretçi sayısını gösteren bir kod bulmuştum ve iş ede yarıyordu. Aynı anda online: 2 rakamını görünce utanıyordum! Yazdıklarım okunuyordu...


Tek Gerçek: İletişim

Bu anlattıklarım 13 yaşıma kadar olan süreçlerdi ve daha sonra gelişerek ilerledi. Anlatılacak çok şey var aslında ama kısa kesmek istiyorum. İlk bilgisyarımdan bugüne geldiğimde kendime soruyorum: "Neydi beni bilgisayarda etkileyen en çok şey?" Şimdilerde bu soruyu yatınlarken daha da eminim. Beni ve birçoğumuzu etkileyen en çok şey internet ile sahip olduğumuz sınırsız iletişim olanağı. Ben iletişimi sevdim. Oyunda bilgisayarların bir birine bağlanabilmesinden tutun da online:2 sayısın görebilmeye kadar. Kendi web sayfamı açmak için heyecanlanmam... Bizi cezbeden iletişim, haberdar olmak, sesimizi duyurmak ve birliktelik duygusu.

Şimdi ise tez konumu belirliyorum: Sosyal Medya. Facebook'u neden seviyoruz? Ya Twitter'ı? Ya diğerlerini... WEB 3.0 mı?
Sevdiğimiz herşeyin temelinde iletişim yatmıyor mu?



0 yorum:

Yorum Gönder