
Yaklaşık 10 gündür vizelerle uğraşmaktan, niyet edip de yazamadığım onca konu kafamın içinde sayısal loto topları gibi dönüp dolaşıyor. Bakalım ilk hangisi düşecek(: Vizeler de bitmişken şimdi düşürmenin tam zamanı..
Aslına bakarsanız vize dönemlerinde kilitim diyen insan profilini sevmem. Lakin başına gelince daha iyi anlıyormuş insan. Günü gününe çalışmazsanız ki bu yaklaşık 4-5 senedir olmuyor, o zaman her gün ayrı bir tanesiyle uğraşmanız gerekiyor. Liseye kadarki disiplinli çalışma tempomu saymazsak üniversitede derslere hep "yetecek" kadar, kapasitemin %29,78 ile %34,99 arsında performans göstererek çalıştım ve bugünlere geldik. Bu da üniversiteyi önceliklerimin başına oturtamadığımdan kaynaklandı. Vize günü bir üniversitede olan girişimcilik ile alakalı etkinliğe(seminer) katılmak istedim. Tek yolu da hocamla görüşüp beni ayrıca vize yapmasıydı, başardım. Okulun etkisini not ortalamasının önemi veya önemsiziliğine deyinmeyeceğim. Yanlış anlaşılmasın deyinemeyeceğimden kaynaklanmıyor (:
Bugün ise bu yazıyı yazdıktan sonra bayramdan önceki son vizeme gireceğim. Son vizenin vermiş olduğu rahatlık var tabii. Bazen kendime diyorum ki eğitim sistemini değiştirsem amacım bu olsa ve milli eğitim bakanlığını kendime hedef koysam? Biliyorum ki dünyanın en iyi eğitim uzmanı da olsam ülkem için iyi birşeyler yapma fırsatını yakalamak şanstır. Bakan olmak mesela. Yetenek gerektirmiyor. Çağın gereklerini yerine getirecek ileri görüşlü vizyon sahibi olmak da gerekmiyor bugün milli eğitim bakanı olmak için. Yüksek Öğretim Kurulu için kendime pozisyon arasam orda da başkasının sözünü dinleyeceksem ne gerek var bana diyorum tekrar çekiliyorum kabuğuma. Bir endüstri mühendisi gerek bu ülkenin başına diyerek diğer meslek odalarını sevgiyle saygıyla -bayram da yaklaşmışken- öpüyorum. Bir aşçı, çevre mühendisi, elektirik mühendisi, siyssal bilgiler mezunu da gelebilir sorun değil(: Bakış açısıdır önemli olan..
Şonuç olarak günümüzde sayfalarca sözel konuları ezberleyerek ve ertesi gün onu unutarak ve olayın aslını temelini öğrenmeden iyi not alınabiliyor bu ülkenin üniversitelerinde. Bunun saçma olduğunu düşünüp ben ne yapıyorum diyip olayın özünü amacını kavradığınız halde hatta diğer öğrencilerden bunu uygulama fırsatı dahi bulduğunuz halde, 50 yıl öncesinin kitaplarını iyice ezberleyemediğiniz için beyninizi gerekizce doldurmadığınız için de düşük not olabilirsiniz.
Ey işveren! (: Ofisinde bilgisayarın yoksa ilk öğrenci senin işine çok yarayacak. Onu işe alabilirsin..
Yazıdaki görsel kaynağına üstüne tıklayarak ulaşabilirsiniz..


0 yorum:
Yorum Gönder