Mevzu bahis başlıktan anlaşılabileceği gibi değil. Yani şimdi okuyacaklarınız genç kızları göz yaşlarına boğan, kişisel iletilerde ortalama 3 gün yer edinerek msn ve facebook ‘un en hareketsiz zamanlarını geçirmesine sebebiyet vererek terkedilmiş şehir havasına sokan, duygu yüklü -ben izlemedim belki değildir!- bir Çağan Irmak filmi olan Issız Adam ile ilgili değil.Film öyle popiler ki sanırım şu sıralar filmle alakalı iki etkileyici yorum yapabilmek bir erkeğin en büyük hayalidir. “Abi bizim kızlar gitmiş izlemeden olmaz!” durumları söz konusudur! Konuyu neden buradan farklı bir yere taşımak istediğimi anlayamamaktayım.“Ay ne duygusal çocuk” imajı! Aslında pek de öyle olmuyor. Biz erkeklerin bakış açısı sadece önündekini görebilmekle sınırlı! Görüntünün bize bakan tarafını görebiliriz fakat bir de arkasında yatan derin anlamı (nüans) anlayabilsek!
***
Islak adam için Issız Adam ‘ı izlerken sinema salonunda göz yaşlarına boğulan adamdır dememi de beklemeyin. -Anladık alakası yok, tamam!-
“Yağmuru severim, ıslanmak olmasa!” diyenlere hayret ederim. Yağmur damlalarının evimizin çatısına düşerken izlemenin keyif verici bir yanı olmasa gerek. Buğulu gözlerle –ve camlarla- dışarıdaki yağmuru izleyenler vardır. O, yağmuru yeryüzüne düşen su damlası olarak değil, belki de akıp giden hayalleri olarak algılıyor…
Şemsiyeleri sevmiyorum,sevmeyeceğim. Yanımda şemsiye taşımam. Doğaya düşman gibi davranmaya hiç hakkımız yok. Hele ki en büyük düşmanı biz olduğumuz halde. Her zaman yağmur yağabilecek havalarda kapüşonlu giysiler giyerim. Bere, şapka da sevmem. Saçlara özgürlük!
İnsan neden şemsiye kullanır? Yağmurdan korunmaya verdiğimiz önemi başka şeylere de verebilsek. Bugün herkesin elinde bir şemsiye. Reklamını yapmaya da gerek yoktur. Islanmak öyle korkutmuş ki insanları vapurdan iner inmez veya caddede aniden bastıran yağmurdan sonra işporta bir şemsiye alınır.
Güneşte yanmak güzel görünümlü bronz bir tene sahip olmak içinse ve beyaz kalmak “süt gibisin tatlım” geyiklerine malzeme oluyorsa sanırım yağmurda ıslanmak da “süt gibisin tatlım” ile aynı anlamda. Güneş varken doğa dost, yağmur yağarken düşman!
Yağmurda ıslanırken kafasını eğen insanlar sanki mahcup olmuş gibiler: “Bu yaz tatile gidemedik bembeyazım.” diyenler gibi saçma bir gerekçeyle.
Yağmurda ıslanmak, ıslanırken keyif alabilmek, bunun bir doğa olayı olduğunu bilmek, Allah ‘ın bize sunmuş olduğu bir güzellik olarak görmek ve tekrar kuruyab,ileceğimizin farkında olmak.
Sebepsiz çırpınışlara yer olmamalı hayatta. Yağan yağmurun ardında çıkan gökkuşağını hayal etmeli belki de. Önemli bir toplantıya yetişmek üzere olan beyefendinin takım elbisesinin ıslanmaması gerektiğini veya…


0 yorum:
Yorum Gönder